Kendimle Yüzleşme Zamanı

26 January 2020, Karaköy/İstanbul

Maruz kaldığım hayata karşı ilk dönüşümlerim 17’li yaşlarımda başladı. Yazmayı öğreneli beri hususi boş defterler ayırarak yaptığım yapılacaklar listelerinin bilmem kaç yüzüncüsünü bu defa 18 yaşıma girer girmez kazanacağım yasal haklarımla yapmak istediklerim için ayırıp yazmış ve ilk diş düşürmeye başladığım zamanlarda dişimi yastık altına saklayıp sabah ısmarladığım hediyelere kavuşmayı beklediğim heyecanla yeni yaşımı beklediğim dönemlere girmiştim. Bir yandan da yıl boyu yapmak istediklerim için ilk defa sıkı bir hazırlığa koyulmuştum. Maaile kutladığımız yeni yaşımın sabahı yaptığım ilk şey halihazırda staj yaptığım hastaneye başvurup organlarımın tamamını bağışlamak olmuştu. Hemen akşamında listeme ilk tikimi atıp, yeni hedefim için biriktirdiğim minik hazinemle babama koşup ehliyet almak istediğimi paylaşmış ve 19’uma girmeden böyle bir hakkımın olmadığı cevabıyla yıkılmıştım. Organ bağışında bunu sorun etmediklerini ağzımdan kaçırmamla onlardan habersiz nasıl ‘bana ait’ organlarımı bağışladığımı saatlerce tartışmıştık. Gözü karalığım ürkütmüş olacak ki hemen ertesi gün babamla ehliyet kursuna kaydımı yaptırdık. Eve gidince ilk iş ikinci tik 🙂 Bir hafta sonra hemşirelik okuduğum okulda önceki yıl kazanamadığım ve o yıl mutlaka kazanmak amacıyla bir yıl boyunca deliler gibi çalıştığım Erasmus projesi için meslek dersleri ve İngilizce sınavlarımı dereceyle kazanıp, bu defa ‘yurt dışına gitmek istiyorum’ la aileme gitmiştim. Kendi halinde hayatların sürüldüğü ve en büyük hayallerin tercihen rütbeli bir memuriyet ve peşine mutlu bir yuva kurmaktan ibaret olduğu minik şehrim Muş’ta yaşayan bir kız için bu kadarı da fazlaydı. Elbette üzerine günlerce düşünüldü ve nihayet son gün pasaport işlemleri için emniyete gittik.

Kendimce kocaman ve ulaşılması zor hedeflerime birer birer kavuşuyor ve bu da beni kendi gözümde devleştiriyordu. Mutluluktan sarhoş olduğum günler seyahatimin başlamasıyla  taçlandı. Daha önce evimin dışında hiçbir yerde yatılı kalmamış biri olarak tek başıma yurt dışına çıkacaktım. İlk defa uçağa binmek, ilk defa İstanbul’da bulunmak, ilk defa başka bir ülkeye ayak basmak.. Başımı şimdiden döndüren deneyimlerdi.

Rehberimiz bizi havaalanında karşıladı. İlerleyen yıllarda yüzlerce kez kullanacağım bu cümle o sabah hepimize çok özel ve güvende hissettirmişti. Turun akışına göre önce hemşirelik eğitimlerimizi alıyor sonraki günlerde civar yerleri geziyor, günün sonunda hep yuvamız Eindhoven’a dönüyorduk.

Tanıştığımız kişiler, öğrendiğimiz yeni bilgiler, ülkeler bazında sektör kıyaslamaları, ürettiğimiz dökümanlar, ekip işi kültürüyle kalıcı bir tanışma, yeni bir kültürü tanıma, kendi kültürünü aktarma ve kültürler arası etkileşim, şehir değiştirir gibi gidip döndüğümüz günübirlik ülkeler ve şehirler, işini yaparken çocuklar gibi eğlenen ve enerjisini bize de geçiren rehber, kafamda silikleşen sınırlar, her gün yüzleştiğimiz sınırsızlıklar.. Kelimenin tam anlamıyla BÜYÜLEYİCİYDİ! ‘Alice Harikalar  Diyarında’ okuduğumda hissettiğim her şeyi bizzat yaşamıştım. Dönen Rumeysa asla aynı değildi. Bi kere Muş’ta bile kaybolan o küçük kız 4 ülke, onlarca şehir gezmiş, üzerine sertifikalı eğitimini tamamlamıştı. Çok daha güçlü hissediyordu.

Dönünce ehliyetimi de almış,’ 18 Yaş Tamamlama Kiti’ min en uçuk maddelerine gururla tiklerimi atmıştım. Sonra küçüklükten beri sosyal sorumluluk olaylarında hep gönüllü olan küçük kız rolüm soluğu gerçekten güzel birkaç nitelikli vakıf ve dernek üyeliklerinde almıştı. Daha aktif rol aldığım hayatımda ipleri elimde hissediyor ve çekingen kız kabuğumu zor da olsa kırıyordum. Fakat ailem ve şehrim için alışılmamış bir kız modeliydim. Son stajım için gittiğim ADSM’de gayet hikayeleştirilmeye açık bir olayla başka bir şehirden gelen ve aynı odada çalışırken tanıştığım bebeklik arkadaşımı buldum. İlerleyen zamanlarda hayatımda kilit roller oynayan can dostum olacaktı.. Aynı sene normal bir kız ibareleri gösterircesine yine Muş’ta bir klinikte hemşire olarak çalışmaya başladım.

İdeal ilerliyor gibi görünen bi hayattı. Yakın arkadaşımla çalıştığımız kliniğimizde durmadan kitaplar, dergiler okuyorduk. Yaşımıza ve şehrimize göre oldukça başarılı oluşturulmuş nitelikli bir çevre ve açık zihinlerle, rayında bi hayattı. Ama sahi üniversite okuyamayacak mıydım?

1998/Muş

Kendimle Yüzleşme Zamanı” üzerine 12 yorum

    1. Gezen ayaklara,gören gözlere, duyulan heyecana ve de yazan ellere sağlık. Devamını heyecanla bekletecek güzellikte.☺️🌺👏🏻

      Liked by 1 kişi

  1. Sevgili Rümeysa
    Kendini tanımak hayatın önemli parçası ama gerçekleştirilen hayallere tikler atmak bence bu daha önemli , seninle gurur duyuyorum 😍
    O kadar keyifle okudum ki yazını , yüreğine ve de kalemine sağlık 👏

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın