Kendimle Yüzleşme Zamanı 2

Üniversite eğitimimi almak istemekle ailemin ‘üniversite meslek içindir, mesleğin de sana sağladığı bir iş de var’ fikri arasında gidip gelirken devam ettiğim okumalarımda ilgimi çeken konuların değiştiğini fark ettim. Keşif duygumu körükleyen başlıklar, alışık olmadığım yerlerdeki yüzlerin olduğu kitap kapakları daha çekici gelmeye başlamıştı. Bizden farklı yaşamların da olduğunu, bu kesinlikle dedemlerin izleyip durduğu ‘Ayna’ ‘Maceracı’ ve ‘Dünyayı Geziyorum’ programlarından edindiğim bir kazanım, ve dilediğimiz anda ulaşabileceğimizin sınırsızlığını anımsadıkça, tüm enerjimi, bir ömrü ‘ev dört duvarından’ çıkıp ‘iş dört duvarına’ gidip gelmekle geçirmeyi garanti edebilmek için sıkı sıkı sarıldığım işime harcadığımı hatırlıyorum. Ve halime acıyarak baktığımı. Hayatımın bir döneminden sonra daima çalışmak zorunda kalacaktım. Ama şu an böyle bir ihtiyacım yoktu. Peki neden en güzel ve en enerjik yaşlarımı bu bitmeyen dört duvarlar arasına sıkıştırıyordum ki, neden para kazanıyordum?

Yakın arkadaşımla Emre Kongar’ın ‘Kızlarıma Mektuplar’ kitabında öğütlediği gibi kafamızdakilerden kurtulmak için küçük şehrimizi her sabah ve her akşam durmadan tavaf etmeye başladık. Bir iş çıkışı tavafımız sırasında şehrimizin tek işlek ana caddesinden, tüm anlamaya çalışan bakışlar arasında rüzgar gibi geçen 3 bisikletli gördük. Hayatımın tekdüzeliğini kırmak için gayet çevreci bir alternatifti. Ertesi sabah uzun zamandır takipte olduğum, Muş’ta bisiklet sürüp kamp yapan bir öğretmene heyecanla ulaştım ve bisiklet almak istediğimi yazdım. Tavsiye ettiği bir modeli, neden kazandığımı sorguladığım bir maaşım karşılığında aldım. Bir hafta sonra siparişim evime geldiğinde ‘kız halimle bisiklet sürüp de ailemi rezil etmeye nasıl cüret ettiğim’ gündemiyle birkaç gün geçirdik. Sonra aynı gündemin ‘nasıl olsa kullanmayı bilmediğim için erkek kardeşime kalacağı’ olarak değişmesiyle biraz yatıştık. Bu arada sabah yürüyüşlerimin yerini denge dersleri almıştı. Birkaç gün içinde bisiklet tavsiyemi yapan abim sabah turu teklifinde bulundu. Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla bisikletimi elimle sürüyerek buluşma yerimize kadar gittim. Rota belliydi, şehrimizin tarihi köprüsüne kadar pedallayacaktık. Evimden tam 15 km.

-İbrahim abi inanmayacaksın ama ben bisiklet kullanmayı bilmiyorum.
-Ciddi misin? Atla sen, ben komut veririm. Teker döndüğü sürece güvende hisset.

September 2018, Muş

Akan trafikte, geniş yolların verdiği güvenle kalbim ağzımda bisikletime atladım. Dakikalardır yol altımızdan akıyordu. Rüzgarın içinden geçmek, onu yüzümde hissederek, dokunarak yol almak, sağlı sollu sonsuz görünen tarlaların arasından gözlerim dolu dolu geçtim. Tam anlamıyla saf bir huzurdu. Yol boyu ağzım kulaklarımda olmamdan sanırım yuttuğum sivrilerin haddi hesabı yoktu. 🙂 Varana kadar doğurduğumuz gün eşliğinde izlediğimiz Kurtik, her zaman gittiğim tarihi köprü bu sabah inanılmaz geliyordu. Sanırım asıl önemli olan şeyi çözüyordum, yaşadığım andan tat almak. Aynı sarhoşlukla eve döndüm.

Artık işe bisikletimle gidip geliyordum. Yolum kısacıktı, sürerken hala zorlanıyordum ama işe gidip sonra eve dönmeyi iple çekmeye başlamıştım. Günlerim daha anlamlıydı. 

-Şüphesiz hayat tarzımı ve tercihlerimi değiştirmemde ilk adımım olan canım bisikletimi, Muş’ta bile hobilerinden vazgeçmeyerek bana hep ilham olan Mehmet Uslu’yu, hemşehrim ve harika işler çıkararak bana iştahlandığım şeylerin olabilirliğini gösteren Hasan Söylemez’i, bisikleti hayatıma katarak ne kadar doğru bir karar aldığımı her an düşündüren Bisikletli Kütüphaneci Hakan Yücel’i ve bana eşlik edip bu şehirde benimle pedallayan kız kardeşlerimi hep minnetle anacağım. Bıraktıkları etkiden hiçbir zaman haberleri olmayacak belki ama sevdikleri şeylerin peşinden ısrarla gitmenin ve bunu sadece paylaşmanın onlar dışında çevrelerini de ne denli dönüştürdüğünün ispatı olarak hatrımda kalacaklar.- 

Okuduklarım ve izlediklerim tamamen gezi temalı şeylere dönüşmüştü. O sene bulduğum bebeklik arkadaşımın teklifiyle, öylesine girdiğim üniversite sınavı puanımı kullanarak yurtdışı seyahatim sırasında işini aşkla yapan rehberimden etkilenip deliler gibi araştırdığım Turist Rehberliği bölümünü yazdım ve kazandım. Şimdi karar zamanıydı. İçimi dolduran coşkunun peşinden gittim ve hemşirelikten öğrendiğim her bilgiyi hayatımın her alanında içtenlikle kullanacağıma söz vererek Kocaeli’ye doğru yola çıktım. Bu mesleği neden bir başkasının değil de benim yapmam gerektiğini dünyaya ispatlayacaktım.

O gün aldığım karar sayesinde, şu an sizinle yazılarımı paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bugün, üniversitemi bitiresiye kadar kilometrelerce yol yapmış, yolda sayısız arkadaşlıklar kurmuş, hayallerime ulaşmak için çıktığım yolda umduğumdan fazlasını bulmuş biri olarak yazıyorum. Esasen kişisel deneyimlerimi çokça da gezi yazılarımı paylaşacağım bu çöplük hepimize nefes olsun. 🌿

Kendimle Yüzleşme Zamanı 2” üzerine 2 yorum

  1. Her şeyin boş ve anlamsız geldiği şu sıkıcı günlerde yazdığınız yazı bizlere ilham kaynağı olmanın yanı sıra ilaç gibi geliyor. Bir sonraki yazıyı heyecanla bekliyor ve sizi layık olduğunuz yerlerde görmeyi temenni ediyoruz. 💛 🥀

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın